TR | ENG
Anasayfa / Duyurular / Demir Kilise 'nin (Aziz Sveti Stefan Kilisesi) Yapımı, Hikâyesi ve Zeminin Islahı
15.01.2018 15:58

Demir Kilise 'nin (Aziz Sveti Stefan Kilisesi) Yapımı, Hikâyesi ve Zeminin Islahı

Betonlaşan İstanbul'un bir köşesinde kalmış çok önemli yapılardan bir tanesidir Sveti Stefan Kilisesi. Haliç'in kıyısında, Ortodoks Bulgar Cemaati tarafından 120 yıl önce inşa edilmiştir diğer bilinen adıyla Demir Kilise Türk Hükümetinin "Hoşgörü bizim geleneğimizde var" sloganıyla uzun bir restorasyon sürecinden sonra yeniden açıldı.

19.yüzyılda İstanbul'daki Ortodoks kiliselerinde Rumca ayin yapılmaktadır. Bu sebeple İstanbullu Bulgarlar kendi dillerinde ayin yapabilmek için Fener Rum Patrikhanesi'nden bağımsız bir kilise kurmak istemişler ancak Patrikhane Bulgarların bu isteğini reddetmiştir. Bunun üzerine Bulgarlar Rum Patrikhanesinden ayrılarak kendilerine bağımsız bir kilise yapmak isterler.

Bulgarların kendilerine kilise yapmak için girişimlerinde halk arasında anlatılan ama gerçek olmadığı belgelerle kanıtlanan olay şöyledir. Sultan Abdülaziz ile yapılan görüşmelerden Bulgarların Fener Patrikhanesi 'nden bağımsız bir kilise yapmaları izni çıkmaz. Ancak Sultan Bulgarların isteklerini doğrudan reddetmemek için de "Kilise inşaatını üç ay içinde bitirirseniz size izin veririm" der. O dönemde böyle bir inşaatın o koşullarında üç ayda bitirilmesi imkan dahilinde değildir. Bulgarlar kiliseyi, Viyana'da demirden döktürüp, sonra da Tuna Nehri ve Karadeniz üzerinden taşıyarak Haliç'in kıyısına üç ay içinde indirerek kurarlar Sultan Abdülaziz sözünü tutar Kilise kalıcı hale gelir. Halk arasında büyük kabul ve ilgi gören bu yapım hikâyesinin gerçeği şöyledir:

19. yüzyıl Panislavizm döneminin çok güçlendiği dönemdir ve Ortodoks kiliselerinde Rumca ayin yapmak istemeyen Bulgarlar kendi dillerinde ayin yapabilmek için Fener Rum Patrikhanesi'nden bağımsız bir kilise kurmak isteseler de Patrikhane Bulgarların bu isteğine karşı çıkar. Ancak ve Rusya'yı arkasına alan genç Bulgar devleti, Osmanlı üzerinde bir güç gösterisi yapmayı arzulamaktadır. 1849'da Osmanlıdaki Bulgar cemaatinin önderlerinde ve o dönemde milletvekili olan Stefan Vogoridis, Bâb-ı Âli'den bir kilise yapılması için izin alır. Kilisenin yapımı için de ikisi kagir, biri ahşap üç bina ve geniş bir avlusu olan 25 odalı evini hibe eder.

Böylece 1850 de Bulgar Eksarhlığı (önderliği) açılır. Eksarhlığın tam karşına da ahşap bir kilise yapılır ve kiliseye bağışçının adına ithafen Sveti (Aziz) Stefan adı verilir. Bulgarlar on yıl sonra artık Fener Rum Patriğini dini önder olarak kabul etmeyeceklerini deklare ederler. Bunun üzerin Fener Rum patriği 1872'de Bulgarları aforoz eder. Bunun üzerine Bulgarlar da ahşap kilisenin yerine daha büyük ve gösterişli bir kilise yapma iznini Osmanlıdan alırlar.

İzni alan Bulgarlar bu kilisenin inşası için bir proje yarışması açarlar. Yarışmayı Ermeni mimar Hovsep Aznavur, ihaleyi de Avusturyalı Rudolf Waagner şirketi kazanır. Kilisenin inşası 1,5 yıl sürer. Kilisenin bütün dış cephesi, yan duvarları, pencere kenarları, merdivenleri, kabartmaları, çan kulesi neredeyse hemen her şey demirdendir, bu yüzden kilise Demir Kilise olarak da ünlenir.

Kilisenin yeri denize çok yakın olduğu için kilise, aşınmaya karşı beton yerine tamamen demirden yapılır. Önce deneme amaçlı Waagner şirketinin bahçesinde prefabrik olarak kurulur. Sonra parçalar Tuna Nehri ve Karadeniz üzerinden İstanbul'a taşınır. 1898'de de Sveti Stefan Kilisesi açılır. Patrikhane de 1945'te Demir Kiliseyi tanımayı kabul eder.

Neo-gotik ve Neo-barok stilde inşa edilen kilisenin sadece mihrap kısmı ağaçtan yapılır ve altın kaplanır. Kilisenin ikonaları için Moskovalı bir fabrikatör ile sözleşme imzalanır ve ressam Lebedev de bu ikonaları resmeder. Kilisenin kulesinde bulunan ve en büyüğü 400 kilo civarında olan altı çan ise Rusya'da dökülür.

500 ton ağırlığında olan kilisenin malzemesi ufak gemilerle İstanbul'a getirilir. Brezilya'da yetişen ve suyun içinde yaşayan ağaçlardan yapılmış 325 kazık Haliç'e çakılır. Komple demirden oluşan parçalar, vidalarla denizin üzerindeki ağaçların üzerine monte edilerek 1898'de kilise ibadete açılır.

Denizin üzerinde olması nedeniyle zaman içinde yapıda korozyon oluşur ve demir erimeye başlar. Haliç'in çevresi düzenlenirken, kilisenin önüne yapılan yol nedeniyle kilisenin üzerine monte edildiği ve su ile yaşayan ağaçlar su alamadığından zeminde çamurlaşma oluşur. Kilise denize doğru kaymaya başlar. Bunun üzerine 2006 yılında kilisenin çevresine 330 beton kazık çakılarak kilisenin denize kayması önlenir. Ayrıca Jetgrouting sistemiyle Kilisenin etrafı ve zemini tekrardan ıslah edilir.

Zamanında tüm dünyada sadece 2 adet olan demir kiliselerden diğeri zamanla yok olunca Balat'taki Sveti Stefan Kilisesi dünyadaki tek demir kilise olarak kalır. Üç kubbeli ve haç şeklinde olan kilise, dış süslemelerinin zenginliği ile de dikkatleri üzerine çeker. Mihrabı Haliç'e dönüktür. Çan kulesi giriş kapısının üzerinde ve 40 metre yüksekliğindedir. 9 yıldır restorasyon nedeniyle kapalı olan Demir Kilise 7. Ocak 2018'de yeniden ibadete ve ziyarete açıldı. Yolunuz Haliç taraflarına düşerse bu ilginç ve güzel kiliseyi görmenizi tavsiye ederiz.

Türkiye'nin en önemli restorasyon projelerinden biri olan Demir Kilise (Aziz Stevi Stefan Kilisesi) deniz kazıklarının yapımında SEMW Dizel Çekiçleri ve zemin ıslahında Soilmec JetGrouting makine ve ekipmanlarıyla yer almaktan Erke Group olarak büyük gurur duyuyoruz.

Alıntı: listelist.com / Nurten Bengi Aksoy

bulgar demir kilise eyüp fener rum patrikhanesi haliç istanbul karadeniz ortodoks osmanlı panislavizm stefan vogoridis sultan abdulaziz sveti stefan tuna nehri türkiye viyana